Çantanı hazırladın, kütüphaneye gittin, boş masa buldun. Kitapları açtığında evden çıkalı neredeyse bir saat olmuştu. Başka bir gün evde kalmaya karar verdin; bu kez de kahvaltı, telefon ve “Birazdan başlarım” derken sabah geçti.
YKS’ye hazırlanırken çalışma yeri seçmek bazen dersin kendisi kadar uğraştırıyor. Evde kalan, kütüphanede daha çok çalışacağını düşünüyor; kütüphaneye giden ise yolda kaybettiği zamana üzülüyor.
Peki YKS’ye evde mi, kütüphanede mi çalışılmalı? Cevabı bulmak için ortamın görüntüsünden çok, orada bir çalışma gününün nasıl geçtiğine bakmak gerekiyor.
Kütüphanede ders çalışmak gerçekten daha verimli mi?
Kütüphane, evde sürekli bölünen veya masaya oturmayı erteleyen bir öğrenci için işe yarayabilir. Çalışmak için ayrılmış bir yere gitmek, güne belirli bir başlangıç kazandırır. Evdeki televizyon, kapı zili veya aile içindeki konuşmalar da bir süreliğine geride kalır.
Ancak kütüphanede bulunmak, bütün gün ders çalıştığın anlamına gelmez. Sık sık mola veriyorsan, arkadaşlarının masasını ziyaret ediyorsan veya başkalarının ne çözdüğünü izliyorsan aynı dağınıklık farklı bir yerde devam edebilir.
Günün sonunda kendine “Kaç saat oradaydım?” sorusunun yanında şunu da sor: “Planladığım hangi işleri tamamladım?”
Örneğin iki test çözüp yanlışlarını incelediğin bir oturumla, kitap açıkken sürekli telefon kontrol ettiğin bir oturum aynı değildir. Ortamı değerlendirirken bu farkı görebilmen gerekir.
Evde ders çalışmak kimler için daha uygun olabilir?
Evde belirli saatlerde kullanabildiğin bir masa varsa, sık bölünmüyorsan ve çalışmaya başlayabiliyorsan her gün başka bir yere gitmen gerekmeyebilir.
Evde çalışmanın pratik avantajları vardır. İhtiyacın olan kaynaklara kolayca ulaşırsın, konu anlatımını sesli tekrar edebilirsin ve ulaşım için zaman ayırmazsın. Özellikle okuldan sonra kısa bir çalışma aralığın kalıyorsa bunlar önem kazanır.
Diyelim ki eve geldiğinde akşam yemeğine kadar doksan dakikan var. Kütüphaneye gidip yerleşmek ve geri dönmek bu sürenin büyük bölümünü alıyorsa, evde önceden belirlediğin bir işi tamamlamak daha uygulanabilir olabilir.
Buradaki soru “Ev rahat olduğu için kötü mü?” değil, “Bu rahatlık çalışmamı kolaylaştırıyor mu, sürekli ertelememe mi neden oluyor?” olmalı.
Kütüphaneye giderken yolda geçen süreye değer mi?
Bunu yalnızca yolun uzunluğuna bakarak belirleyemezsin. Kütüphanenin sana sağladığı kesintisiz çalışma imkânını da hesaba katmalısın.
Gidiş ve dönüş toplam bir saat sürüyorsa, karşılığında ne elde ettiğine bak. Evde sürekli bölündüğün bir günü kütüphanede planladığın işleri tamamlayarak geçiriyorsan yolculuk senin için anlamlı olabilir. Fakat aynı işleri evde de yapabiliyor ve dönüşte çok yoruluyorsan her gün gitmek gereksiz bir yük oluşturabilir.
Karar verirken şu ayrıntıları birlikte düşün:
-
Ulaşımın toplam süresi ve maliyeti.
-
Gittiğinde masa bulup bulamadığın.
-
Yanında taşıman gereken kaynaklar.
-
Yemek ve mola imkânları.
-
Eve döndükten sonra kalan enerjin.
Yalnızca masada geçireceğin saatleri hesaplayıp günün geri kalanını yok sayma.
Evde ayrı odam yoksa nasıl ders çalışabilirim?
Ayrı bir odanın olmaması işleri zorlaştırabilir; yine de kullanabileceğin bir düzen olup olmadığına bakabilirsin. Bazen ortak bir masanın günün belirli saatlerinde sana ayrılması, sürekli yer aramaktan daha uygulanabilir bir çözümdür.
Evdekilerle “Ders çalışırken beni rahatsız etmeyin” gibi genel bir konuşma yerine saat ve ihtiyaç belirtmeyi dene: “Akşam yediden sekize kadar bu masada test çözeceğim, bu sürede televizyonun sesi biraz kısılabilir mi?”
Kitaplarını her seferinde farklı yerlerden topluyorsan küçük bir kutu veya çantada o gün kullanacağın malzemeleri hazır tutabilirsin. Böylece masaya yerleşmek ayrı bir işe dönüşmez.
Ev koşulları buna da izin vermiyorsa kendini suçlamak yerine okulun çalışma alanlarını veya erişebildiğin kütüphaneleri değerlendirebilirsin. Her öğrencinin evinde aynı imkânlar bulunmuyor.
Kütüphaneye arkadaşla mı, yalnız mı gidilmeli?
Bir arkadaşla buluşmak, özellikle sabah evden çıkmayı sürekli ertelediğinde düzen kurmana yardımcı olabilir. Sorun, ders programının arkadaşının molalarına ve çalışma hızına göre şekillenmeye başlamasıdır.
Birlikte gitmeyi tercih ediyorsanız başlamadan önce birkaç noktayı netleştirebilirsiniz:
-
Herkes kendi görev listesini hazırlasın.
-
Molada buluşulacak saat önceden belli olsun.
-
Her takılınan soru için diğerinin çalışması kesilmesin.
-
Birinin erken ayrılması diğerinin de ayrılmasını gerektirmesin.
Beraber gittiğiniz günlerde planın sürekli yarım kalıyorsa farklı masalarda oturmayı deneyebilirsin. Arkadaşlıkla çalışma düzeninin aynı şekilde ilerlemesi şart değildir.
Kütüphanede herkes benden ileride gibi geliyorsa ne yapmalıyım?
Yan masadaki öğrencinin kalın bir AYT kitabı çözmesi, senin yanlış yerde olduğunu göstermez. Onun hangi konuları bildiğini, kaç soruyu yardım almadan çözdüğünü veya hangi eksikleri bulunduğunu bilmiyorsun.
Yine de bu karşılaştırma yüzünden kendi kitabını kapatıp başka bir konuya geçiyorsan, ortam çalışma planını etkilemeye başlamış demektir.
Kütüphaneye giderken ilk yapacağın işi açık biçimde belirle. “Matematik çalışacağım” yerine “Denklemler testini bitirip yapamadığım soruları inceleyeceğim” yazabilirsin. Başkasının masasına baktığında kendi görevine dönmek böylece kolaylaşabilir.
Masa konumunu değiştirmek de denenebilir. Sürekli insanların geçtiği bir yerde oturmak yerine daha sakin bir bölüm seçebilirsin.
Her ders aynı ortamda mı çalışılmalı?
Bütün çalışmalarını tek bir yere bağlamak zorunda değilsin. Yapacağın işe göre ortam seçebilirsin.
Sesli tekrar etmek, konuyu kendine anlatmak veya bir öğretmene çevrim içi soru sormak istediğinde ev daha uygun olabilir. Sessiz biçimde soru çözeceğin uzun bir oturum içinse kütüphaneyi tercih edebilirsin.
Örneğin hafta içi okuldan sonra evde kısa tekrarlar yapıp, hafta sonu daha uzun soru çözümünü kütüphaneye ayırabilirsin. Bunun tersi de mümkün. Ev hafta sonu kalabalık, hafta içi gündüz sakinse programın buna göre değişebilir.
Önemli olan her gün yeniden “Bugün nereye gitsem?” diye uzun uzun düşünmemek. Hangi işi nerede yapacağını önceden belirlemek hazırlık süresini azaltabilir.
Evde mi kütüphanede mi daha iyi çalıştığımı nasıl anlayabilirim?
Bir günün hissiyle kesin karar vermek yerine iki ortamı benzer görevlerle birkaç kez deneyebilirsin.
Örneğin her iki yerde de benzer zorluktaki matematik testleri ve kısa bir konu tekrarı planla. Bir ortamda yalnızca sevdiğin dersi, diğerinde en zorlandığın konuyu çalışırsan karşılaştırma yanıltıcı olabilir.
Her oturumdan sonra şunları kısa kısa kaydet:
-
Planladığım işe ne kadar sürede başladım?
-
Kaç kez ve neden bölündüm?
-
Hangi görevleri tamamladım?
-
Çözemediğim sorulara geri dönebildim mi?
-
Ulaşım ve hazırlık ne kadar sürdü?
-
Ertesi gün aynı düzeni sürdürebilecek durumda mıydım?
Birkaç oturum sonunda hangi ortamın sana daha uygun olduğuna dair daha somut bir fikrin olur. Yalnızca çözdüğün soru sayısını karşılaştırma; soruların zorluğunu ve yanlışlarını inceleyip incelemediğini de düşün.
Kütüphaneye gidemediğim gün çalışmayı bırakmamak için ne yapabilirim?
Çalışma düzenini yalnızca tek bir masaya bağlarsan kütüphanenin dolu olduğu veya dışarı çıkamadığın günler tamamen boş geçebilir. Bunun için evde uygulayabileceğin küçük bir yedek plan hazırlayabilirsin.
Bu plan, normal programının tamamını karşılamak zorunda değil. Yarım kalan bir testi bitirmek, önceki günün çözülemeyen sorularına dönmek ve kısa bir tekrar yapmak gibi belirli işler seçebilirsin.
“Bugün kütüphaneye gidemedim, artık çalışamam” düşüncesi geldiğinde hangi kitabı açacağını bilmek işe başlamayı kolaylaştırır.
YKS’ye hazırlanırken kullanacağın ortam, günlük koşullarına uyum sağlayabilmeli. Önümüzdeki hafta iki yeri de dene; eve dönerken hissettiğin yorgunluğu, tamamladığın işleri ve ertesi gün devam etme imkânını birlikte değerlendir. Sana uygun çalışma yeri, bu düzeni sürdürebildiğin yerdir.